Anasayfa » Yaşam - Moda » Yürekleri Burkan Bir Hikaye “Tuzlu Kahve”

Yürekleri Burkan Bir Hikaye “Tuzlu Kahve”

22 Temmuz 2012 | 687 kez okundu | Yorum Yok
Yürekleri Burkan Bir Hikaye “Tuzlu Kahve”

Kıza bir partide rastlamıştı… Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki… Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız
parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı…
“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu
çağırdı.“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.” 
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum…
Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki…”
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının… Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri… Ev duyusu olan biri… Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi…O da ailesini anlattı.
Çok şirin bir sohbet olmuştu. Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün
harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii…Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok  mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu…Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü…
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti.

“Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.

Şöyle diyordu, satırlarında:

kahve

“Sevgilim,bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim..Tuzlu kahvede. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve  artık korkmam için hiçbir sebep yok…
İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni
tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.Hem de zerre pişmanlık
duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu
kahve içmek zorunda kalsam da…”Yaşlı kadının gözyaşları mektubu
sırılsıklam ıslattı.Lafı açıldığında bir gün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının…

Çok tatlı!.. dedi…

Mehmet Ali ATLI
http://www.ucli.net İsmim Mehmet Ali 1985 Denizli / Çivril doğumluyum. İnternet ile tanışmam 98 yıllarına rast gelmektedir. Burada sizlere yapmış olduğum paylaşımlarımı sunacağım.

Yoruma Kapalı.